Nickiniz
Şifre
   Şifreniz yoksa boş bırakınız.
 
 

Yiyerek Zayıflamak İsteyenlere

Ocak 2, 2010 by admin · Leave a Comment
Filed under: Sağlık 

İştah kapatan dost yiyecekler;

Avokado: B6 vitamini deposudur. Kansere karşı koruyucu etkisi vardır. Tok tutan avokadoyu kendinizi aç hissettiğiniz zamanlarda yiyebilirsiniz.

Çavdar Ekmeği: Yapılan diyetlerin hepsinde kepek ekmeğinden bahsedilse de aslında çavdar ekmeğinin tok tutan etkisi yadsınamaz. Hatta beyaz buğday ekmeğine göre yüzde 50 oranında daha fazla doyma hissi verir.

Dil Peyniri: Gün içerisinde açlık hissettiğinizde atıştırabileceğiniz faydalı bir gıda olmasının yanında proteinli yapısından dolayı tok tutma özelliğine de sahiptir.

Böğürtlen: Kendinizi aç hissettiğinizde bir kase yoğurdun içine karıştıracağınız böğürtlen sizi bir süre tok tutar. Böğürtlen çok fazla antioksidan içerir, bu nedenle de yararlıdırlar.

Sardalya: Protein deposudur. Kan şekeri seviyesinin dengelenmesini sağlar. Bu sayede tokluk hissi verir. Ayrıca metabolizmanın harekete geçmesini sağlar.

Elma: Yapılan diyetlerde ara öğün olarak elma tavsiye edilir bunun nedeni ise tok tutucu özelliğinin olmasıdır. Kalorisi az olan elmayı acıktığınızda yerseniz bir süre daha tok hissedersiniz.

Kepekli Makarna: Günlük gıda tüketiminde önemli bir yere sahip olan lifli besinlerdendir. Bu besinler yendikten sonra hacimlerinin yüzde 20’si kadar genişleme özelliğine sahip oldukları için tokluk hissi verirler.

Esmer Pirinç: Kan şekerini dengede tutarak açlık hissinin önüne geçen karbonhidratların başında gelen esmer pirinç, uzun süre acıkmamanızı sağlar. Bu nedenle yemeklerinizde esmer pirince yer verin.

Yulaf Ezmesi: Tokluk ve şişkinlik hissi veren besinlerin başında gelir. Fakat yulaf ezmesini süt ile değil su ile yapmakta fayda vardır. Sütle yapıldığında ise sütü tercih edin.

Badem: Günde iki avuç düzenli olarak yenecek bademin, tokluk hissi vererek obeziteye karşı müzadelede yararlı olduğu yapılan araştırmalar ile kanıtlanmış bir gerçek.

Brokoli: Brokolide vücuttaki insulin dengesini koruyan krom bulunur. Kan şekerinin düşmesini engelleyen krom sayesinde açlık hissetmezsiniz.

Yumurta: Çok pişmiş yumurta da tok tutan yiyecekler arasındadır. Hazırlanması kolay olan yumurta protein açısından da zengindir. Protein sizi tok tuttuğu için kolay kolay acıkmazsınız.

Donmuş Yoğurt: Dondurma isteğinizi donmuş yoğurt yiyerek karşılayabilirsiniz. Meyveli donmuş yoğurt yediğinizde hem karnınızı tok tuttuğunu hissedecek, hem de fazla kalori almamış olacaksınız.

Sebze Çorbası: Çorba, atıştırmak için ideal olmasa da az kalorisi ve tok tutan etkisi ile idealdir. Acıktığınızda bir kase çorba açlığınızı bastırır.

Çilek: Canınız çok fazla tatlı istediğinde bir kap dolusu çilek yiyebilirsiniz. Çileklerin üzerine bir tatlı kaşığı pudra şekeri de dökerseniz tatlı yemiş kadar olursunuz. Ayrıca çilek tok hissetmenizi sağlar.

Balık: Balıkta bulunan iyot, tiroit hormonlarının yapımı için gereklidir ve açlık duygusunun gelişmesini engeller.

Ihlamur: Yemek saatine yakın içilen ıhlamurun, hastalıklara faydasının yanı sıra iştahı kapatan etkisi de var.

Tok kalmak için yapmanız gerekenler

Glisemik endeksi düşük besinler: Sürekli acıkıyor ve bunun önüne geçmek istiyorsanız, glisemik endeksi düşük besinleri tüketmelisiniz. Glisemik endeks, yenilen herhangi bir besinin kan şekerini yükseltme yeteneğidir. Tükettiğiniz besin, kan şekerini ne kadar uzun zamanda ve az miktarda yükseltiyorsa, glisemik endeksinin düşük olduğunu belirtir. Bu besinler, bireyin daha uzun süre tok kalmasını sağlar.

Karbonhidratlar: Karbonhidratlar kepek, buğday gibi tahıl ürünlerinde, sebze ve meyvelerde bulunur. İçeriğindeki lifler, sindirim sistemini harekete geçirir. Ayrıca bu besinler insanı tok tutarak açlık hissini engeller.

Triptofan: Proteinlerin büyük bir bölümünde bulunan bir çeşit aminoasittir. Triptofan, vücutta serotoninin oluşmasında ve hücrelere taşınmasında önemli bir görev alır. Serotonin ise iştah etkisini azaltır. Özellikle muz, avokado, yulaf ve peynirde bulunur.

Krom: Krom vücuda insülin dengesini korur. Bu denge kan şekerinin düşmemesini veya azalmaması açısından çok önemlidir. Kan şekerinin düşmesi açlığa yol açar. Krom ihtiyacınızı karşılamak için fındık, ceviz gibi kabuklu yemişler ve tahıl ürünleri yemek gerekir.

Albümin: Bir tür taşıyıcı proteindir. Can sıkıntısını giderir ve iştahı kapar. Bu protein, triptofanı oluşturarak beyine taşır ve serotonin üretimini arttırır. Bezelye, fıstık ve fasulyede bulunur.

Fruktoz: Meyvelerden elde edilen doğal şekerdir. Fruktoz kan şekeri dengesini kesinlikle etkilemez. Ayrıca yemek sonrası tatlı ihtiyacı duymanızı engeller. Çilek ve bal früktozun kaynağıdır.

İyot: Tiroid hormonlarının yapımı için gereklidir. Açlık duygusunu engeller. Balık, iyotlu tuz ve soğanda bulunur.

Acıktıran yiyecekler

Greyfurt: Diyet yapıyorsunuz uzak durmanız gerekenlerden biri de greyfurttur. Kansere karşı koruyucu olan greyfurdun kötü yanı iştah açıcı özelliğinin de bulunmasıdır.

Karalahana: Karaciğer ve bazı kan kanseri türlerine de iyi gelen kara lahana, ayrıca iyi bir iştah açıcıdır.

Patates: Patatesin yapısında bulunan bileşikler kan basıncını düşürücü etki gösterir; bu endenle glisemik endeksi yüksek olan yiyecekler arasında bulunan patates, özellikle kızartma şeklinde pişirilirse çok çabuk acıkmanıza neden olur.

Kırmızı Biber: Kolesterolü önleyici özelliği bulunan kırmızı biber iştah açar. Bu nedenle acı bir yemek yediğinizde doyduğunuzu çok kolay anlayamazsınız.

Nohut: Mideyi temizleyerek iştah açan nohut, sağlık açısından yararlı olsa da kilo verirken çok fazla tüketilmemesi gereken bir kurubaklagildir.

İncir: Kilo aldırıcı özelliği bulunan incir iştah açar, bu nedenle diyet döneminde yemeniz tavsiye edilmez.

Havuç: Havucun kalorisi ve glisemik endeksi diğer sebzelere göre daha yüksektir. Bu nedenle acıktırıcı özelliği olan havucun diyetlerde bulunmaması gerekir.

Alkol: Alkollü içeceklerden uzak durmaya çalışın. Alkollü içkiler, size kalori kazandırırken iştahınızın açılmasına neden olur.

Tuz: Tuz iştah açıcı özelliğe sahiptir. Çok tuzlu bir besinin ardından tatlı yeme isteğinin doğması, kan şekerinizdeki dalgalanmalar yüzündendir. Özellikle diyette tüketimden kaçınılmalıdır.

Tarçın: Kokusuyla özellikle tatlıların vazgeçilmezi olan tarçın da çok çabuk acıktıran baharatlardandır.

Mısır: Glisemik endeks değerinin yüksek olması nedeniyle kan şekeri seviyesini yükselten mısır, yendikten sonra açlı8k hissi uyandırır. Bu nedenle diyet yapanların uzak durması gereken bir besindir.

İştahınızı kesecek yöntemler

• Beyin, vücutta enerjinin azaldığını fark eder etmez açlık hissetmenize yol açan kimyasal maddeler salgılarlar. Bu kimyasal maddeleri salgılayan kısım, aynı zamanda duyguları kontrol eder ve sıkıldığımız ve kendimizi kötü hissettiğimizde hemen buzdolabına koşmamızın başlıca sebebi budur.

• Yemeklerin tadı, kokusu veya görüntüsü de açlık duygusuna neden olabiliyor.

• Yapılan araştırmalara göre, tat alma duyusunu değişik tatlarla tatmin etmek, daha az miktarla yetinmeyi sağlıyor.

• Su içmek kendinizi tok hissetmeniz açısından önemli. Ayrıca vücudunuz susuz kaldığında çoğu zaman açlık hissine benzer sinyaller gönderiyor. Bol su içmek, bedeninizin su istediği zamanlarda yemeğe yönelmenizi engelleyecektir.

• Yiyecekleri uzun süre çiğnedikten sonra yutmak, beynin vücuda giren besinleri kaydetmesine izin vermek anlamına giriyor. Bu sayede tat alma duygusu da tatmin oluyor. Böylece doyduğunuzu anlamanızla, yemeye son vermeniz arasındaki zaman kısalıyor.

• Egzersizleriniz zorlaştıkça vücut ısınız artar ve daha fazla kalori yakmaya başlarsınız. Böylece egzersizi takip eden birkaç saat boyunca iştahınız bastırılmış olur.

• Öğün aralarında dayanılmaz atıştırma duygusunu dişlerinizi fırçalayarak erteleyebilirsiniz

İslama Göre Anal İlişki Kadınla Arka Organdan Cinsel İlişki

Aralık 22, 2009 by admin · Leave a Comment
Filed under: Sağlık 

Anal İlişki Kadınla Arka Organdan Cinsel İlişki

Kadına arka organdan temas ne şekilde olursa olsun kesinlikle haramdır. Şayet kadın bu işe razı olacak olursa, o da büyük günaha ortak olur. Eşler arası bile olsa anal ilişki, livata olarak adlandırılmış olup, yasaklanmıştır.

Cenab-ı Hak buyuruyor: “Ey Muhammed! Sana kadınların ay başı halinden de soruyorlar. De ki: O bir eziyettir Onun için ay başı halinde oldukları zaman kadınlardan çekilin ve temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. İyice temizlendikleri zaman ise Allah’ın emrettiği yerden onlara varın, yaklaşın Şüphesiz ki Allah çok tövbe edenleri de sever, çok temizlenenleri de sever.”
(Bakara,:222)
“Kadınlarınız, sizin için bir tarladır. O halde tarlanıza dilediğiniz gibi varın ve kendiniz için ileriye hazırlık yapın. Allah’tan korkun ve bilin ki siz mutlaka O’nun huzuruna varacaksınız. Ey Muhammed, müminleri müjdele!”
(Bakara,223)
Cinsel ilişki çocuğun çıktığı yerden olmak şartıyla ister kadının yüzü dönük olsun size, isterse arkası, Cenab-ı Hak (C.C.) helal olan yere ekin tarlası diyor. Yani çocuk yetişen doğum olan yer, bunun dışında herhangi bir yerden varmak haramdır.

Allah Resulu buyuruyor: Kadınlara arkadan varmayınız.

Kadınlara arkadan yaklaşana lanet edilmiştir.

Allah’ın size emrettiği yerden kadınlara yanaşın.
Erkeğin cinsel organının sünnet kısmı kadının arka organına sokulmasıyla bu haram işlenmiş olur. Karısının tenasül uzvunu bırakıp da livata edenlere, şiddetli tazir lazım olur.

————————————-
Kaynaklar:
1) Büyük Kadın İlmihali, Rauf Pehlivan
2) İlmihal, İslam ve Toplum, Türkiye Diyanet Vakfı
3) Günümüz Meselelerine Açıklamalı Fetvalar, Mehmed Emre
4) Tirmizi

Tahrik Etmenin Şehvet lendirmenin Azdırmanın Yolları

Aralık 22, 2009 by admin · Leave a Comment
Filed under: Sağlık 

Şehvet… Cinsel aktivite… Ateş… Bunlar sizin anahtar sözcükleriniz mi? Son dönemde yaşadığınız bazı sorunlar, yatak odasında kötü tecrübelere neden olabilir. Bunları fazla büyütmeyin ve panik yapmayın. Zaten kadınlar arasında her zaman, her fırsatta, her yerde seks yapmak isteyenler azınlıktadır. Çoğu kadın için cinsel arzuların yükselip alçalması normal bir durumdur. “Cinsel arzularınız hormon seviyenizden etkilenen bir dalga gibidir, aydan aya hatta günden güne değişir. Tabii ki haftada 7 gün, her an seks yapan bir seks bağımlısı olamayız” diyor. “Hayatınızın Bütününde Nasıl İyi Seks Yaparsınız?” adlı kitabın yazan Val Sampson.Kendinizi hazır hissetmediğiniz zamanlarda seks yapmaktan kaçınmalısınız, böylece hayal kırıklığına uğramanız da söz konusu olmayacaktır. Bu dönemlerden kurtulmanız için tavsiyelerimize kulak verin. Kendinizi yenileyin ve arzunun sınırlannı zorlamaya hazırlanın.

Düşüncelerinizi sekse odaklayın

İnsanlar seks için zamanlarının olmadığını söylediklerinde, bunun nedeni işyerlerindeki stres ya da tutkularına öncelik tanımamaları olabilir. Stres, arzularınızı dizginleyen en büyük faktörlerden biridir. Sampson, kadınların cinsel anlamda karşılık verebilmeleri için bedensel ve ruhsal olarak kendilerini iyi hissetmeleri gerektiğini söylüyor.

Çözüm:

Cinsel mutluluğu yakalamanın düşünsel bir boyuttan geçtiğini düşünüyorsanız, bedeninizi seks için hazırlayın ve gerçekten seks yapmayı istediğiniz zamanlan keşfedin. “Seks Yaşamınıza Yeniden Enerji Katın” adlı kitabın yazan Elisabeth Wilson, “Eskiden cinsellik uzmanları seks için partnerin arzu edilmesinin çok önemli olduğunu düşünüyorlardı. Oysaki son dönemlerde yapılan araştırmaların sonuçlarına göre seks için sadece arzulamak yeterli bir neden değil. Kafanızda seks olmasa bile, partnerinizin sizi öpmesi, size dokunması bedeninizi harekete geçiriyor ve kafanızda seks düşüncesinin oluşmasına yardımcı oluyor. Bedeniniz bu hareketlere tepki gösteriyor. Partnerinizin size birkaç dakika arzu arttıran hareketlerle karşılık vermesi, seks yaşamınızın canlanması için ilk adım olabilir” diyor Wilson.

Yatak odanızda size işyerinizdeki sorunları hatırlatabiletecek her şeyden kendinizi uzak tutun ve duygusal olarak kendinizi iyi hissettiğiniz cinsel birleşmeler yaşamaya başlayın. Bedenimizle beynimiz arasındaki dengeyi kurmak çok önemlidir. Partnerinizle karşılıklı oturun ve ellerinizi birbirinizin karnına koyun. Birkaç dakika yavaşça nefes alın. Bir süre sonra partnerinizle aynı anda nefes alıp verdiğinizi göreceksiniz. Bu hareketler yalnızca sizi dinlendirmeyecektir, aynı zamanda partnerinize yakınlaştıracak ve cinsel isteğinizi de arttıracaktır. Partnerinize dokunarak ya da biraz sataşarak duygularınızı harekete geçirebilirsiniz. Kadınların teni erkeklerinkine göre 10 kat daha hassastır. Partnerinizin ilk olarak klitorisinize dokunmasını istememelisiniz. Sekse küçük hareketlerle başlamalısınız. İlk olarak bedeninizde küçük dalgalanmalar oluşmalı, bunları büyük dalgalanmalar takip etmeli. Kendinizi sekse hazır hissettiğinizde sizi strese sokacak pozisyonları denemekten kaçınmalısınız. Daha önce denediğiniz ve zevk aldığınız bir pozisyonu denemelisiniz.

Sadece yatak odasına bağlı kalmayın

Cinsel yaşamınızda bir farklılık olmadığını hissedebilirsiniz. Bu, uzun süre aynı şarkıyı dinlemek gibidir. Birine aşık olduğunuzda, onu her görüşünüzde beyniniz uyarılmanıza neden olan dopamin sıvısını üretir. Bir süre sonra aynı erkeği görmeye ya da aynı hareketlerle karşılaşmaya alıştığınız için beyin daha az dopamin üretmeye başlar. Bu nedenle daha az heyecanlanırsınız. Aşk hayatınıza yeniden eski heyecanını kazandırmalısınız ve sevgilinizin bedeninde kimyasal dalgalanmalar oluşturmalısınız.

Çözüm:

Kumsalda sevişmeye ihtiyacınız yok, arabanızda ya da kiralayacağınız üstü açık bir arabada da ateşli dakikalar yaşayabilirsiniz. Basit ve genel seks hareketleriyle başlayın. Sevgiliniz farklı şeyler hissedecektir. Yatak odanızda yaptığınız her hareketi tekrarlayın. Bütün detaylan düşünmeye çalışın. Detaylan düşünmeniz, beyninizin partnerinizi daha çok arzulamasını kolaylaştıracaktır. Sonra hiç beklemediği bir anda partnerinizin üzerine atlayın. 15 dakika gibi bir süre içinde, zevkin doruklarına çıkacaktır. Bunu denemenin riskli yanı, çevredekiler tarafından yakalanma ihtimalinizdir. Bu risk daha çok zevk almanızı sağlar. Mutfakta da değişik deneyimler yaşayabilirsiniz. Mutfak tezgahının üzerine eğilin ve partnerinizi altınıza alın. Bu açı G noktanızı mükemmel şekilde uyaracaktır.

Fonda hissetmeye çalışın

Hafta sonlarınızı bir koltuğun üzerinde tembellik ederek geçiriyorsanız, bu libidonuzu etkileyecektir. Birini arzu etmenin anahtarı öncelikle arzu edilen biri olmaktan geçer. Kendinizi mutlu hissetmiyorsanız, kendinize olan saygınızı da yitirirsiniz ve şehvetli dakikalar geçirmek için gereken enerjiyi bulamazsınız. Koltuğa bağımlı şekilde yaşamanız kan akışının vücudunuzda yavaşladığı anlamına gelir. Bu durumda yetersiz olan kan dolaşımınızı harekete geçirmelisiniz. Yeniden cinsel yaşamınızın canlanması için, step ya da yüzme gibi sporları deneyebilirsiniz. Bu sporlar kan dolaşımınızı hızlandıracak, dolayısıyla partnerinizi tekrar arzulamaya başlayacaksınız.

Çözüm:

Kelebek hareketiyle başlayın. Seks yapmadan önce, pelvis kaslarınızı iyice sıkın ve içinizden 10′a kadar sayın. Sonra kaslarınızı kelebekler gibi özgür bırakıp, rahatlayın. Germe ve rahatlama hareketlerini tekrarlayın. Yaptığınız hareketler kasıklarınızdaki ateşli noktalara daha çok kan pompalanmasını sağlar. Bu, kadınların ereksiyon olmasına eşdeğerde bir zevktir. Hala farklı şeyler hissetmiyor musunuz? İşte bilimsel bir ipucu: Vücut ısınızı yükseltmek de işe yarayabilir. Bunun için sıcak suyla duş almanız yeterli (sadece sıcak, kaynar suyla değil!) ya da sıcak su torbasını bacaklarınızın arasına yerleştirerek bir süre bekleyebilirsiniz. Partneriniz onu çok arzuladığınız için bu kadar ateşli olduğunuzu bile düşünebilir. Kan dolaşımınızı hızlandıracak şekilde bir pozisyon seçerseniz, partneriniz ve sizin için her şey daha zevkli hale gelebilir. Unutmayın, bedenlerinizin birbirine değmesi de vücut sıcaklığınızı arttıracaktır.

Alkolün arkasına saklanmayın

Sevgilinizle dışarı çıktığınızda içtiğiniz birkaç bardak bira fazla geliyor olabilir. Biranın etkisiyle kendinize çok fazla güveniyor ve çok ateşli bir kadın haline geliyor olabilirsiniz. Alkol bedeninizi uyuşturma özelliğine sahip olduğundan libidonuzu düşürecektir. Seks sırasında zevk almanızı sağlayan hassas noktalarınız uyuşmuş olduğundan daha az zevk alırsınız. Ama alkol kullanmaktan hoşlanıyorsanız, vücudunuzda meydana gelen tüm değişimleri bir avantaja çevirmeyi de öğrenmelisiniz. Bu biraz zamanınızı alsa da uğraşmaya değer.

Çözüm:

Çoğu kadının cinsel anlamda uyarılması için 20 dakika gibi bir süre geçmeli. Zevk alabilmeniz için ön sevişme süresini mümkün olduğunca uzun tutmalısınız. Partneriniz öns evişmeyi bitirecek gibi görünüyorsa, ona bundan gerçekten hoşlandığınızı ve biraz daha uzatması gerektiğini söylemelisiniz. Sevişme sırasında kendinizi rahat hissetmeniz çok önemli. Klitorisinizin uyarılması için en iyi pozisyonu seçin.

Alkol alırken neden içtiğiniz hakkında düşünün. Sevgilinizle özgürce sevişebilmek, daha cesur olmak ya da öfkenizi örtmek için içiyorsanız, alkolden vazgeçmelisiniz. Sevişirken utangaçlığınızı bir tarafa bırakamıyorsanız, sevgilinizi arkanıza alarak kaşık pozisyonunu deneyin.

Düşüncelerinizi okumasını beklemeyin

Kendinize şu soruyu sorun: Yatakta ne yapmaktan istiyorum? “Bilmiyorum” gibi şeyler mırıldanıyorsanız, partneriniz sizin ne istediğinizi nasıl bilebilir? Nelerden hoşlandığınız hakkında ipucu vermezseniz, partneriniz de ne yapacağını bilemez. Wilson, kadınların az zevk almalarının nedenini, sekste zevk aldıkları şeylerle ilgili düşüncelere sahip olmamalarına bağlıyor. Partnerinizi ne kadar çok hayal ederseniz, size zevk verecek hassas noktalarınız bundan o kadar çok etkilenecektir. Onun yanındayken yataktan hiç ayrılmak istemeyeceksiniz” diyor Wilson.

Çözüm:

İyi bir seks için sadece üç şeye ihtiyacınız var: el, dil ve “Bundan hoşlanıyor muyum?” sorusu.. Yalnız olduğunuzda en çok zevk aldığınız ve sizin için özel olan 10 şeyi belirleyin. Hangi bölgelerinize dokunulmasından hoşlandığınızı tespit edin. Partnerinizin sizi öpmesinden hoşlanıyorsanız, bunun hangi bölgelerinizde daha etkili olduğunu anlamaya çalışın. Sizi ıslak bir şekilde öpmesinden mi, yoksa hafifçe ısırarak öpmesinden mi hoşlanıyorsunuz, karar verin. Şimdi bedeninizi tanımanın tam zamanı, belki de çok şaşıracağınız sonuçlarla karşılaşacaksınız. İkiniz için de zevk çığlıkları atmak için bu iyi bir fırsat olabilir.

islam Gerdek Gecesi ilk Gece ilk Cinsellik

Aralık 22, 2009 by admin · Leave a Comment
Filed under: Sağlık 

Gerdek Gecesi

Evlenmiş karı ve kocanın ilk defa bir araya geldikleri gece. Bu buluşmanın özelliği, kadın ve erkek için daha önce bilinmesi mümkün olmayan maddi ve manevi mahremiyetin ortadan kalkmasıdır. çünkü o geceden önce, ayrı dünyalarda yaşayan iki insan, birbirlerine yaklaşarak, aynı hayatı paylaşma durumuna gelmişlerdir. Bunun da ötesinde, aile olarak belirli hak ve görevleri “fiilen yaşama” olayını başlatmışlardır.
Gerdek gecesini, sadece cinsi yönden iki farklı cinsin birbirlerini tanıması olarak görmemesi gerekir. bu beraberlik aynı zamanda, manevi ve hissi bir bütünleşmeninde başlangıcı olmaktadır. Olgunluk seviyesine gelen iki gencin, onmdan sonraki hayatları belirli bir ölçü ve plan dahilinde sürecektir. Bu bakımdan gerdek gecesi; son derece ciddi ve ağır sorumluluklarla dolu bir hayatın başlangıç anıdır. Tek kelime ile bir planlama kararının verileceği zamandır. İki çift paylaşacakları hayatta birbirleri için düşündüklerini açıkça anlatacak ve karşılıklı olarak yekdiğerinden beklediği tavır ve davranıştan konuşacaklardır.

Gerdek, İslami bir olaydır. Çünkü gerdek olayında gözümüze çarpan olağanüstü durum, kadın ve erkeğin meşru ölçüler içersinde bir araya gelmesi ve evlilik gibi büyük bir hadisenin düşünülüp, tartışılarak gerçekleştirilmesidir.

Gerdek olayında, birbirlerini uzaktan tanıyan iki çiftin yakın bir temas ile ve ciddi bir ortamda karşısındakini ölçülü bir şekilde değerlendirmesi sözkonusudur. Çünkü evlilik ile yeni bir hayata başlangıçta, karşıdaki insan bütün özellikleri ile tanınmak durumundadır. İslami mahremiyetin olmadığı durumlarda ve günümüz gibi kadın-erkeğin birbiriyle ölçüsüz ve ve gayri ciddi bir araya gelmesi hali, gerdek olayına gerek duyurmamaktadır. Çünkü olayda ne bir mahremiyet, ne de geleceğe dönük ciddi bir hesap bulunmaktadır. Taraflar; ya kendilerini bekleyecek akibetlerden habersizdirler veya biraraya gelişlerinde sadece “cinsel tatmin” ağır basmaktadır.

Dolayısıyle bazan bu tür gayri meşru ilişkilerde “evlilik” gibi bir müesseseye bile ihtiyaç duymayan insanlar görülmektedir. Tabi ki bu tür ilişkilerin sonu, büyük acılar ve felaketlerle bitmektedir.

İslam’daki evlilik, cinsi duyguların dini bir program çerçevesinde ve beşeri aşkın en temiz özellikleri ile biçim kazanmasıdır. Elbette ki bu temiz ve saf beraberlik, gerdek gecesi gibi başkalarının malumu olmayan ruhi ve bedeni birlikteliğe ihtiyaç duyacaktır.

Prof.Dr. Sami Şener
İ.T.Ü. İşletme Sosyolojisi

Kaynak: Şamil İslam Ansiklopedisi, Gerdek Gecesi, 3.cilt

Saç Dökülmesi ve Nedenleri

Kasım 25, 2009 by admin · Leave a Comment
Filed under: Sağlık 

Her bir saçın yaşam döngüsü vardır. Bunlar yaklaşık olarak üç yıl ya da daha fazla süren aktif dönem, hemen bunu izleyen ve birkaç gün süren geçiş dönemi ve ardından da üç ay kadar devam eden dinlenme dönemidir. Saçlar günde yaklaşık olarak 1/3 mm uzar. Fizyolojik olarak bir gün içinde ortalama 100 kadar saç dökülmesi söz konusudur
Saç dökülmesini tanımlar mısınız?
Saç dökülmesine tıp dilinde alopesi adı verilir. Saçların insan yaşamı için yaşamsal önemi yoktur ancak çok önemli psikolojik işlevleri bulunur. Özellikle kadınlarda büyük stres yaratabilir.
Saç dökülmesine yol açan etmenler nelerdir?
Saç dökülmeleri nedbesiz (skarsız) veya nedbeli (skarlı) olabilir.
Skarsız olan alopesilerin en sık görülen nedeni androgenetik alopesi lerdir. Saçlarda incelmeyle başlayan hastalık erkeklerde daha şiddetli seyreder. Zemininde ırsi bir yatkınlığın olduğu düşünülmektedir. Tedavisinde bazı hormonal ilaçlar kullanılır. Halk arasında yanlış olarak saçkıran adıyla bilinen önemli bir skarsız alopesi nedeni de alopesi areata dır. Bu hastalığın en sık görülen şeklinde saçlı deride odaklar halinde saç dökülmeleri vardır. Vücudun savunma sistemlerindeki yetersizlik sonucunda bazı enfeksiyon odaklarının tetiklemesiyle ortaya çıktığı düşünülmektedir. Kendiliğinden de düzelebilen hastalığın şiddetli şekillerinde kortizonlu ilaçlar ve ışık (PUVA) tedavisi kullanılabilir. Bu hastalıklar haricinde Telogen effuvium denilen aktif dönemdeki saçların bir anda ve çok sayıda dinlenme dönemine geçmesi ile gelişen bir tablo vardır. Burada yaygın bir saç dökülmesi olur. Saçlar 3-4 ay içinde incelir ve seyrekleşir. Yenidoğan döneminde ve doğum sonrasında fizyolojik olarak görülebilir. Bundan başka siddetli enfeksiyon hastalıkları, ağır seyirli müzmin hastalıklar, büyük cerrahi girişimler, tiroid bezinin az çalışması, sara hastalığı için kullanılan ilaçlar, hormonlar ve ağır metaller böylesi bir tabloya neden olabilir. Tedavisinde bu tabloya yol açan etmenlerin ortadan kaldırılması esastır. Bunlardan başka demir, protein, çinko eksiklikleri, radyasyon tedavisi, frengi hastalığı ve mantar hastalıkları skarsız saç dökülmelerine yol açabilmektedir. Özellikle kadınlarda saçların arkada topuz yapılması veya güneş gözlüklerinin sürekli olarak bir saç tutacağı gibi kafada tutulmasının da gerginlik tipi alopesiye neden olabileceği unutulmamalıdır.
Skarlı alopesilerde ise saç kökü tahrip olduğundan skarsız alopesilerdeki gibi saçların yeniden gelme olasılığı söz konusu değildir. Şiddetli yaygın kimyasal veya termal yanıklar, deri kanserleri, ışın tedavileri, bazı şiddetli mantar enfeksiyonları ile bazı ciddi dermatolojik hastalıklar sonucunda görülebilirler.
Sonuç olarak ne söylenebilir?
Saç dökülmesi hangi nedene bağlı olursa olsun eğer bir kişi böyle bir durumdan yakınıyor ise hiç paniğe kapılmadan bir Deri Hastalıkları (Dermatoloji=Cildiye) uzmanına başvurmalıdır. Bazen çözümün çok basit olabileceği unutulmamalıdır.

Derinin Yüzeysel Mantar Hastalıkları

Kasım 25, 2009 by admin · Leave a Comment
Filed under: Sağlık 

Yüzeyel mantar hastalıkları dermatoloji polikliniklerinde ve 1. Basamak sağlık kuruluşlarında en sık karşılaşılan dermatolojik rahatsızlıklar arasındadır. Bu nedenle tanı ve tedavisi hem toplum sağlığı açısından hem de sağlık ekonomisi açısından önem arz etmektedir
Hastalıkları tek tek incelemeye geçmeden kişisel hijyen kurallarına (terlik, ayakkabı, tarak gibi ürünlerin kişisel kullanımına dikkat edilmesi; cami, kışla, yatılı okul, yüzme havuzu, spor salonu gibi ortak yaşam alanlarında başkalarının eşyalarının kullanılmaması; parmak araları, kasık gibi bölgelerin kuru ve temiz tutulması) dikkat edilmesi mantar hastalıklarının oluşmaması için son derece gereklidir.
Ayrıca diabet gibi bazı hastalıklarda kandidial infeksiyonlar daha fazla görülebilmektedir. Atopi, topik ve sistemik steroid kullananlarda, ihtiyozis, kollojen vasküler hastalıkları olanlarda yüzeyel mantar infeksiyonları daha sık görülmektedir.
Mantar Hastalıkları:
1. Tinea pedis: Ayaklarda görülen mantar infeksiyonudur. 3 ana klinik görünümü vardır.

a. Interdigital tip: En sık görülen tiptir. Parmak aralarında çatlaklar, kızarıklıklar, kaşıntı bazen de akıntı ile karakterizedir. Bu tipin biraz daha dermise doğru ilerlemesi ile ülseratif tip oluşabilir. Ayrıca parmak aralarına mantar hastalığının üzerinde bakteriyel infeksiyon oluşması İnfekte Tinea pedis adı verilen oldukça ağır bir klinik tabloya neden olur.
b. Kronik hiperkeratotik veya kuru tip: Hafif eritemli (kızarık) bir zemin üzerinde özellikle ayağın dış yan yüzeyinde ve topuklarda ince beyaz çizgilenmelerle karakterizedir.

c. Veziküler tip: İçi sıvı dolu küçük kabarcıklar ile karakterizedir. Bazen bu lezyonlar ilerleyip daha büyük büllere neden olur, bu büllerin patlamasıyla da erozyonlar ortaya çıkar.
2. Tinea manum: Avuç içlerinin kronik mantar infeksiyonudur, genellikle tek elde (daha çok kullanılan elde) ve tinea pedis ile birlikte görülür. Bu durum Celal Muhtar hastalığı olarak ta bilinir. Dishidrotik tip olarak adlandırılan ve nadir görülen küçük papül ve veziküllerle karakterize bir tipi de vardır. Sıklıkla iyi sınırlı, hiperkeratotik, palmar çizgilerde daha belirgin beyaz pullanmalarla karakterize hiperkeratotik tip olarak görülür.

3. Tinea Cruris: Kasıkların subakut yada kronik mantar infeksiyonudur. Genellikle kasıkların her iki tarafında kenarları hafif kabarık olabilen, koyu kırmızı, kahverengi renkte üzeri kabuklu olabilen geniş ise ortadan iyileşme gösterebilen oldukça kaşıntılı bir klinik görünüm arz eder.
4. Tinea Corporis: Gövde, kol ve bacakların yüzeyel mantar infeksiyonudur. Tek yada çok sayıda, küçükten-büyüğe ortadan iyileşme gösterebilen, kenarları hafif kabarık, dışa doğru ilerleyen kırmızı-kahverengi üzeri pullanmış alanlarla karakterizedir.
5. Tinea Facialis: Yüzde görülen iyi sınırlı yama tarzı yada plak tarzı kızarık ve pullu bir lezyondur. Genellikle asimetriktir.
6. Tinea Capitis: Saçlı derinin çocuklarda görülen mantar infeksiyonudur.

a. Tinea capitis süperfisiyalis: Genellikle yuvarlak, üzeri beyaz pullarla kaplı, hiperkeratotik, saçların kırılması ve dökülmesine bağlı açık bir alanla karakterizedir.
b. Kerion: Üzerinde çok sayıda püstül olabilen, saç kaybı ile karakterize, büyük, oldukça ağrılı inflamatuar bir tümör varlığıyla karakterizedir. İyileşme skatris bırakarak olur. Saç kaybı olur.
c. Favus: Sarı, kalın, yapışık krutlar (Skutula) ile karakterize, uzun süreli, yaygın saç kaybına yol açan, saçlı deride atrofiye
yol açan tipidir.
7. Tinea Barbave: Bıyık ve sakal bölgesinin papül, püstül, nodüllerle karakterize mantar infeksiyonudur.
8. Onikomikoz (Tinea unguium): El ve ayak tırnaklarının genellikle kronik mantar infeksiyonudur.
a. Distal- lateral subungual onikomikoz:
b. Yüzeyel beyaz onikomikoz
c. Proximal subungual onikomikoz
Total distrofik onikomikoz
tipleri mevcuttur. İnfeksiyonun yerleşim yerine ve oluşturduğu beyazlık, hiperkeratotik, şekil bozukluğuna yol açabilen özelliklerine göre isimlendirilir
Mantar infeksiyonlarının tedavisi için burada sayılan özelliklerde şikayetleri olan kişilerin en yakın sağlık kuruluşuna başvurmaları uygun olur.

Sıcak Havalarda Çiğ Köfteden Uzak Durun

Kasım 25, 2009 by admin · Leave a Comment
Filed under: Sağlık 

Köşe başlarında satılan çiğ köftelerin, havaların ısınmasıyla birlikte sağlık risklerini de beraberinde getirdiği bildirildi.
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Balık, son zamanlarda özellikle köşe başlarındaki tezgahlar üzerinde yapılan satışların, çiğ köfte tüketimini artırdığını belirterek, bunun havaların ısınmasıyla bir çok sağlık riskini de beraberinde getirdiğini söyledi.

Ellerin vücutta en fazla bakteri barındıran organ olduğunu, çiğ köftenin de uzun süre elde yoğrularak hazırlandığını ifade eden Balık, bu besinlere el, burun ve saçtan zararlı bakterilerin geçmesinin dizanteri, kanlı ishal, tifo ve besin zehirlenmeleri gibi hastalıklara yol açtığına dikkati çekti.

Bu tür çiğ köftelerin, içinde etin de bulunması nedeniyle bağırsak parazitleri, toksoplazmoz ve bruselloz gibi çok ciddi seyir gösteren hastalıklara sebep olabileceği uyarısını dile getiren Balık, bu besinlerde kaynağı belirsiz etlerin kullanılması halinde ise daha ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaşılabileceğini bildirdi. Balık, “Bundan 5 yıl önce İzmir’de domuz etinden yapılan çiğ köfteden bulaşan trişinoz hastalığına yakalanan vatandaşlarımızı unutmamak gerekir” dedi.

Çiğ köftenin çok tüketildiği yerlerde bağırsak parazitlerinin yaygın olarak görülmesinin olayın ciddiyetini ortaya koyduğunu belirten Balık, şu önerileri dile getirdi:

-Çiğ köfte ister etli ister etsiz hazırlansın, mideyi tahriş edicidir. Ama bu besin mutlaka tüketilmek isteniyorsa hijyen kuralları asla göz ardı edilmemelidir.

-Tek kullanımlık eldivenler ve burnu kapatacak maske takılmalı, saçları tümüyle kapatacak bone kullanılmalıdır.

-Çiğ köfte hazırlanacak malzeme temiz olmalı, yeşillikler çok iyi yıkanmalı, hatta en ideali sirkeli suda bekletilmelidir.

Beynin 3 Düşmanı!

Kasım 25, 2009 by admin · Leave a Comment
Filed under: Sağlık 

Fazla alkol, beyin damarlarını tıkıyor ve hücreleri öldürüyor. Bir süre sonra hafıza da etkileniyor.
California Üniversitesi’nden bilim adamı Daniel Amen, Amerika’da best seller olan kitabında kafein alkol ve sigaranın beyne etkilerini beynin MR görüntülerini inceleyerek yayımladı.

Buna göre fazla alkol, beyin damarlarını tıkıyor ve hücreleri öldürüyor. Bir süre sonra hafıza da etkileniyor. Kafein ve sigara da beyin damarlarını daraltıroy. Günde 3 fincan fazla kahveden uzak durulması gerekiyor.

Kafein ve sigara: Beyindeki damarların daralmasına yol açıyor. Etkisi uyuşturucu ve alkolden de kötü oluyor. Beynin ön lobunda görülen siyah noktalar kişiyi depresyona karşı savunmasız kılıyor. Orta kısımlardaki siyah noktalar zayıf hafızanın habercisi. Kitap, günde 3 fincandan fazla kahveden uzak durmayı tavsiye ediyor.

Alkol: Fazla alkol tüketmek beyin damarlarının tıkanmasına ve hücrelerin yavaş yavaş ölmesine neden olur. Ön lobdaki siyah lekeler karar verme yeteneğinin zayıflamasına, refleksleri kontrol edememeye ve yüksek depresyon riskine işaret ediyor. Orta kısımdaki lekeler dil, müzik yeteneklerini ve hafızayla ruh durumunu olumsuz etkiliyor. Dengesiz davranışlara neden oluyor.

A Vitamini Nedir – A Vitaminleri Nelerdir?

Kasım 25, 2009 by admin · Leave a Comment
Filed under: Sağlık 

A vitamini faydaları denilince akla ilk gelen göz sağlığına olan etkileridir. A vitamini ilk keşfedilen vitamindir.
A Vitamini doğal olarak iki farklı şekilde meydana gelen yağda eriyen bir maddedir. Biri sadece hayvansal gıda kaynaklarında bulunan hazır besin maddesi olan retinoldür.

Diğeri karoten olarak bilinen pro-vitamin şeklindedir, o da ihtiyaç halinde sadece retinole dönüşür. Bu hem hayvansal hem de bitkisel gıda kaynaklarında bulunmaktadır.

A Vitamini Yararları Nelerdir?
Bu vitamin göz sağlığını muhafaza etmek için temel bir besleyicidir. Gece körlüğüne karşı etkilidir ve birçok göz bozukluklarının tedavisine yardımcı olması A vitamini faydaları arasındadır.

Vücudunuz bu mikro besleyiciye cilt, saç, dişler ve kemiklerin oluşum ve muhafazası için de ihtiyaç duyar.

A vitaminin yararları arasında enfeksiyonlara karşı koruyucu etkisinin bulunmasından dolayı aynı zamanda “enfeksiyona karşı vitamin” olarak da bilinir. Zira vücudun doğal savunma sistemini akyuvarları (T-hücreleri) ve antikor üretimini artırarak güçlendirir.

A Vitamini İçeren Besinler
A vitamini kaynakları : Hazır şekli karaciğer, balık yağı, yumurta ve süt gibi hayvansal kaynaklarda bulunur. Pro vitamin tipi brokoli, havuç, biber, kabak dâhil sarı ve yeşil sebzelerde ve aynı zamanda sarı meyvelerde mevcuttur.

A vitamini ısıya ve pişirmeye karşı dayanaklıdır. Ultra-viyole ışınlarına karşı ise dayanıksız olduğu için renkli şişede muhafaza edilmelidir.

A vitamini Eksikliği Belirtileri Nelerdir?
A Vitamini karaciğerde depolanır ve retinol veya karoten alımı düşük olduğunda vücut onu bu kaynaktan kullanır. Dolayısıyla, bir eksiklik kısa vadede meydana gelmez. Ancak bu maddenin emilimi yağ varlığına bağlı olduğundan, herhangi bir yağ emilim problemi bir eksikliğe yol açabilir.

A vitamini eksikliği, gözde kornea hasarı sonucunda gece körlüğü gibi göz bozukluklarına sebep olabilir. Göz altı lekeleri görülür. Eksiklik bağışık sistemini zayıflattığından, aynı zamanda vücudun enfeksiyonlarla mücadele kapasitesi de azalır.

A vitamini Fazlalığı: Yüksek dozda sürekli kullanım halinde A vitamini zararları ortaya çıkar. A vitamini fazlalığı baş ağrıları, eklem ağrıları, bulantı, kusma, saç dökülmesi, karaciğer sorunlarına ve riskli doğuma sebep olur. Hamile kadınlar doktorun önerdiği doza uymalıdır.

A vitaminleri akne ilaçlarıyla birlikte kullanılmamalıdır.

A Vitamini Dozu
A vitamini kullanımı : RDA (Önerilen Günlük Kullanım) değeri günlük 4,000-5,000 IU dür. Beta karoten için resmi bir RDA yoktur ancak 10,000 ve 15,000 IU arası RDA değerinin eşdeğeridir. Bu maddenin fazla miktarları kemik ağrısı, saç dökülmesi, halsizlik ve baş ağrıları gibi toksik yan etkilere sebep olabilir ve günlük 15,000 IU ‘yu aşan dozları yalnızca mutlak doktor gözetimi altında almalısınız.

A vitamininin faydaları etkin bir şekilde görülebilmesi için çinko kalsiyum fosfor mineralleri ile C, D, E ve B vitaminleri ile birlikte alınması gerekir.

Göz Tembelliği Nedir?

Kasım 25, 2009 by admin · Leave a Comment
Filed under: Sağlık 

Çocukluk esnasında heriki göz paralel ise iyi bir görme gelişmesi olur. Beyin, iyi gören gözün görüntüsünü algılar, tembel gözün görüntüsünü ise ihmal eder.
Bu durum, şaşılıklı çocukların hemen hemen yarısında görülür.Göz tembelliği tedavisi: Göz tembelliğinin tedavisi 8-10 yaşına kadar yapılmalıdır. Daha sonra tedavisi mümkün olmaz. Birkaç tedavi yöntemi vardır. Bunlardan ilki iyi olan göz kapatılıp tembel gözdeki görme güçlendirilerek yapılan tedavidir. Bir başka tedavi yöntemi özel kliniklerde CAM ismi verilen aletlerle seanslar halinde yapılan tedavidir. Bu tedavi şeklinde çocuk bir aletin başına oturtularak dönen çizgiler üzerinden boyamalar yapması, şekil çizmesi ya da bulmaca çözmesi istenir. En az 20 seanstan oluşur. Üçüncü bir tedavi yöntemi ilaçlardır. Sağlam göze atropin grubu ilaç damlatılarak diğer gözün çalıştırılması esasına dayanır.

Tedavi geciktirilirse göz tembelliği kalıcı hale gelir. Kural olarak, göz tembelliği ne kadar erken tedavi edilirse sonuç o kadar iyi olur. Bunun için çocuklar, bebekliklerinde ve daha sonra senede en az bir defa olmak üzere göz muayenesinden geçirilmelidirler.

Şaşılığın tam sebebi bilinmemektedir. Her bir gözün dış kısmına yapışarak hareketlerini kontrol eden altı kas mevcuttur. Herbir gözde iki kas, gözü sağa veya sola çeker. Diğer dört kas ise belli açılarda gözü yukarı veya aşağı hareket ettirirler.Gözlerin paralel kalıp belli bir hedefe odaklanabilmeleri için tüm kasların birlikte ve belli bir denge içinde çalışmaları gerekir. Gözlerin birlikte hareket etmesi için de her iki gözdeki kasların uyumlu çalışması gerekir.

Göz kaslarını beyin kontrol eder.
· Serebral palsi (doğum esnasında oksijensiz kalıp bayılan çocuklar);
· Down sendromu;
· Hidrosefali;
· Beyin tümörleri gibi problemleri olan çocuklarda şaşılık daha sık görülür.
Katarakt veya göz yaralanmaları da görmeyi bozup şaşılığa neden olabilir.

Sonraki Sayfa »